nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2019 Çarşamba

2019 Başlamış, Ben Kaçırmışım!


Hala yeni bir yılın ilk haftalarındayız. Henüz 2019 kararlarımı yazmadım; itiraf ediyorum biraz geç kaldım. Noel tatilinde evde olmamamız ve dönüşte hasta ve okula gidemeyen bir çocukla yeniden düzen kurmak çok yardım etmedi bir sürece. Ama düşünsel olarak 2019 kararlarıyla yattım kalktım. Ne düşünürsen O’sun derler ya, o zaman ben düşüncelerim oldum. 
2018'in son günlerini büyük ailemle İstanbul'da geçirdim. İstanbul her zamanki gibi özlediğim yerler, tatlar, kokular ve insanlar arasında bir gezintiydi yine. Ancak bu sefer farklı bir şey yaptık. 11 yıl önce Londra'ya gelirken kaybolur diye yanımıza alamadığımız kimi özel eşyalarımızı kolilere koyup annemlere bırakmıştık. Bu sefer onları açalım dedik.  Çocuklarla birlikte yarı şenlik, yarı toz duman içinde açtık kolileri. Kitaplarımız, resimlerimiz, yıllıklarımız, mektuplarımız çıktı piyasaya. Nostaljik resimler, kıyafetler, kitaplar ortalığa yayıldı. Londra'daki hayatımızın, artık pek de minik olmayan, şahidi Dalya'nın hiç görmediği hallerimiz yerlere serildi. Bana ait olan büyüyünce giyer diye sakladığım elbiseler, etekler ile "anne sen bu tür şeyler giyer misin ki?" gibi annesini tanımaz sorular eşliğinde yeniden düzenledik eşyalarımızı. Kimini koyduk Londra bavulumuza, kimini ise daha sonra alınmak üzere tekrar koliye. Bir iki albüm, okul yıllıklarımız, üç beş kitap, mektuplar ve bazı ders notlarım yanımıza aldıklarımızdan.
Resimler, albümler çok önemlidir benim için, iyi bakarım onlara. Hayatta aldığımız yolu gösterirler, bazen de yolumuzu kaybettiğimizde deniz feneri gibi hedefi. Günlük koşuşturma içinde neyi neden yaptığımı anlamlandıramadığım ve bir çıkmaza girdiğim anlarda resimlere bakmak benim için kurtarıcı oluyor. Böyle anlarda resimleri elden geçirerek en çok resmini çektiklerime bakıyorum. Bu kimi zaman kendim, kimi zaman ailem, arkadaşlarım, doğa, kek, kuşlar vs o dönem için benim için önemli olan şeyleri alıp önüme koyuyor. Bu şekilde hayattaki önceliklerimi hatırlıyor ve tekrar amacımı buluyorum sanki.  Kimi zaman da izi silikleşen eski bir dostu yeniden bulmamı sağlıyor resimlere bakmak. Bu nedenle en değerli resimlerimi yanımda getirdim, unutmamak ve arada kaybolan kendimi yeniden bulmak adına.
Ben 2018'i tekrar kendime kavuşup bir kere daha sahip olduklarım için şükür ederek kapatmaya çalışırken 2019  bekliyor kenarda. Zaman uçuyor...İlk göz ağrım, kızım, Dalya'nın doğum gününü kutladık bile. Dur durak yok zaman akıp gidiyor. O nedenle düşüncede olanlar eyleme geçsin ve 2019 kararlarımız dileklerimiz gerçekleşme yoluna girsin. 
2019'da tabii ki önce sağlık ve huzur, sonra da çocuklarını birazcık büyütmüş ve daha özgürleşmiş bir anne olarak daha çok şey üretmek istiyorum. Bunu yaparken de Gandhi'nin  tanımladığı mutluluğu yakalamak istiyorum; düşündüğüm, söylediğim ve yaptığımın aynı olmasını sağlayarak bir harmoni içinde yaşamak. Dilerim sizin 2019 kararları uygulamaya geçmiştir bile. Sevgilerimle...

8 Aralık 2014 Pazartesi

Ben, Kendim ve Sadece Anneyim...



Bu aralar yine bir "özlem" ruh hali içindeyim. Tuba'yı özlüyorum,  yani kendimi, ama daha çok anne olmadan önceki, ilgilerimin kaygılarımın kendime dönük olduğu, halimi. Çok uzun süredir başbaşa kalamadım onunla.  Bölünmeden bir kitap okuyamadım, sinemaya gidemedim, bir haftasonu oturup sevdiğim bir dizinin tüm bölümlerini  izleyemedim, alıp başımı uzun uzun yürüyemedim, sevdiğim bir lezzet için kilometrelerce uzağa gidemedim, bilmediğim yeni bir şehri gezemedim, dar sokaklarını bilinmeyenlerini keşfedemedim, müze-galeri göremedim, gece geç saatlere kadar kendi eğlencem için uyanık kalamadım, öğlene kadar uyuyamadım, günlerce eve kapanıp sadece okuyamadım, canım hiçbir şey yapmak istemiyor diyerek bir şey yapmadan geçiremedim günlerimi. O günler çok uzakta sanki.


Evet, anne olalı beri bu tür bir hayat uzak bana. Oysa Dalya büyüdükten sonra ve Lara doğmadan önce hepsi olamasada o keyiflerin bir kısmını yeniden yaşatmıştım kendime. Eski tadı alamasam da. Çünkü eski Tuba değilim ben artık; yaptığım her şeyden sonra koşa koşa eve gelen ve evdeki güzelliğin varlığına teşekkür eden bir anneyim ben.  Üstelik yepyeni keyifler eklendi anne olarak hayatıma. Eskiden tek başıma veya daha sonra eşimle yapmayı sevdiğimiz pek çok şeye artık Dalya'yı da dahil edebilmek çok hoş.

Ben yine de ara ara o umarsız günlerimi özleye durayım, şimdi bir de sadece Dalya'nın annesi olduğum günleri özlemek eklendi bunlara. Nostaljiyi seviyorum galiba. Sadece Dalya'nın annesi olarak : Dalya'nın kitaplarında kaybolmayı, birlikte film izleyerek onun heyecanını yaşamayı, beraber albüm bakıp, uzun uzun oyun oynamayı,  keman çalışmayı, hepsini özledim. Çünkü ben bir süredir Lara bebeğin de annesiyim. Onun değişen ihtiyaçlarına ayak uydurmaya çalışmak bütün günümü alıyor.  Eskisi kadar ağlamasa da, artık gazı çok azalmış olsa da, uyanan duyularıyla daha oyuncu, gezmek incelemek isteyen, diş çıkarma sürecinde oluşundan dolayı daha huzursuz ve de katı gıdaya başlamasıyla farklı lezzetleri denemek isteyen bir bebeğim var artık. Durum bu olunca yalnızken tüm vaktimi alan Lara, Dalya ile beraberken de ilginin çoğunun onda olmasına neden oluyor. Eskiden anne-kız yaptığımız pek çok şeyi yine yapıyoruz ama araya bir Lara'yı uyutma, alt değiştirme, doyurma molası giriyor ve eskisi gibi olamıyor. Böylelikle Ocak ayında 8 yaşında olacak kocaman küçük kızım Dalya ile yapacaklarımızın listesi sürekli uzuyor, tamamlayamadığımız oyunlar birikiyor, yarın yaparız sözlerimize her gün bir yenisi daha ekleniyor. 

Bir de Lara'nın annesi Tuba var tabi. Onu henüz özlemiyorum, çünkü dolu dolu yaşıyorum. İnce ince bir sürü uğraşının içinde kimi zaman bana Dalya'nın bebekliğini hatırlatan kimi zaman da Larayla bir ilk olan bir sürü an. Doğadaki her hareketin kendisi için olduğunu düşünen, tepki veren, gülen, eğlenen bir dolu Lara. Bizler için hayli sıradan olan bir dizi şeyin -yaprakların uçuşu, güneşin nesnelere yansıması, ağaçların rüzgarda dallarını oynatması, gölgeler, yanıp sönen ışıklar, soğuğu ve sıcağı yüzünde hissetmek- onu nasıl meşgul ettiğini görmek ve tekrar onunla keşfetmek basiti, sadeyi, mucizeyi.  Sonra anneyi gözden kaybedince ağlaması, göz göze her gelişimizdeki sıcacık gülüşü ve anneye duyulan o sonsuz güven. İşte bunlar Laralı anlar.

Böyle bir düzende yine de ara ara  kendine dönük ilgi ve kaygılara odaklı Tuba gelse de aklıma,  özlesem de onu, biliyorum ki beni yepyeni birine dönüştüren "anne Tuba" hepsini barındırıyor içinde. Biliyorum ki eski zevklerim, sevdiklerim hala orada,  sadece şimdilik rotaları değişti, çeşitlendi, renklendi. Gelecekte yine kendimce seçebileceğim yolumu, kendi kendime, kendi rengimde. Ama şu an sadece anne olarak, bıraktım kendimi kızlarımın rüzgarına, varsın götürsünler beni tekrar çocukluğuma. Tek farkı anneyim bu sefer ben, sadece anne...