Ailenin
yeni üyesinin aramıza katılmasına 5 hafta kalmışken ve ben doğum öncesi son
dönemde keyfe zaman kalsın diye tüm işleri halletmek için ince ince planlar
yaparken Pazartesi sabahı bir uyandık ki Dalya’nın midesi
bulanıyor. Geceyi de çok keyifsiz geçirmişti. Bu durumda okula gitmeyip evde
kaldı tabii ki. Sonrasında kusma ve ishal de başladı. Eveet yaklaşık 10 gündür
mide kramplarından, ara ara da mide bulantısından şikayet eden çocuğum, en
sonunda yenik düşmüştü sevgili "tummy bug"a.
Sizi "tummy bug" ile tanıştırayım. Tam çevirisi mide virüsü sanırım. Kendileri ile İngiltere’deki
yaşantımızda tanışmak kısmet oldu. Her sonbahar ve ilkbahar döneminde ortaya
çıkarlar; okulları, yuvaları, iş yerlerini ziyaret ederler. Mide bulantısı,
kusma ve ishal ile kendilerini gösterirler ve 48 saatten önce de gitmezler. Biz
çocukken mide virüsü falan bilmezdik, öyle herkesi kasıp kavuran salgınları da. Arada bir midemizi üşütürdük, nane limon
yapardı annemiz, içerdik geçerdi. Ama farklı bu "tummy bug", mutlaka her sene
geliyor ziyarete ve hepimizi bir korku alıyor acaba bize de gelecek mi diye.
Dalya
iki senedir ıskalıyordu "tummy bug"ı ama bu sene kaçamadı işte. Sık aralıklarla
olan ishal ve kusma ardından virus bize de bulaşmasın diye benim hararetle yaptığım sterilizasyon çalışmaları, hiçbir şey
yiyemeyen yavruya sürekli su içirme çabaları ve aklımda planladığım ama gerçekleştiremediğim
yazılarımın düşüncesi beni de bitkin düşürdü.
Bir musevi atasözü olduğu söylenen "Tanrı'yı güldürmek istiyorsan, ona planlarından bahset" geldi sonra aklıma. Aynen öyle olmuştu işte, herşeyi çok güzel planlamıştım ama gerçekleştirmek mümkün olmadı...
Bir musevi atasözü olduğu söylenen "Tanrı'yı güldürmek istiyorsan, ona planlarından bahset" geldi sonra aklıma. Aynen öyle olmuştu işte, herşeyi çok güzel planlamıştım ama gerçekleştirmek mümkün olmadı...
Ertesi
gün toparlar derken, gece öksürük ve ateş başladı (böyle dönüşüm geçiren bir
hastalık ilk defa yaşadık). Doktor ziyareti, bronşit tanısı ve soluk aldırma
cihazı kullanımı ile biraz rahatladık. Ama üçüncü gün de gidemedi Dalya okula
tabi. Bir yandan her gün okula gitmemek için yataktan çıkmayı bilmeyen ama bu sefer
kaçıracağı okul gezisinden dolayı ağlayarak okula gitmek isteyen kızımı ikna
etme çabaları, bir yandan artık bir nevi tosbağa görüntüsü kazanan yavaşlayan
hareketlerimle onun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmak ve hala yazılarıma zaman
ayıramamak düşüncesi beni patlama noktasına getirdi diyebilirim. Ama üçüncü
günün sonunda Dalya’nın iyileşen iştahı, düzelen rengi ve geri gelen neşesi -herşeye
rağmen- benim de keyfimi yerine getirdi. Hem bu üç günlük eve kapanış süreci
sayesinde tüm okul koşturmaları, yeni bebek hazırlıkları ve benim yazı
çalışmalarımdan zaman bulamadığımız anne-kız zamanını tekrar yakalmış olduk. Dalya’nın
nice zamandır çok istediği ve yapamadığımız lastik bilezikleri yaptık, resimler
çektik, hastahane çantasında neler varmış onlara baktık, kıyafetler denedik. Ben
de koşturmalarıma mecburen biraz mola vermiş oldum ve farklı bir şekilde bir
dinlenme oldu bana.
En sonunda bugün okula gitti Dalya ama gecikerek; çünkü hala yorgun olan vücudu erken uyanamadı sabah. İki gün daha okul var, sonrasında iki haftalık Paskalya tatili
başlıyor. Yani
yine anne-kız zamanımız olacak. Ayrıca bu tatil bebek
öncesi tek çocuk olarak geçireceği son tatili Dalya’nın. Paskalya tatilimiz sabote
olmasın diye bu sefer atasözünü uygulamak istiyorum. Yani Tanrı’yı
güldürmemek için plan yapmayacağım veya yapsam bile planlarımı dile getirmemek niyetindeyim. Bakalım
başarılı olabilecek miyim?
Sevgilerimle…
